Kalbin Korunması

Kalbin Korunması

Kalp ve damar hastalıkları, hissettirmeden uzun sürede meydana gelir ve genellikle geri dönüşü pek olmaz. Bu sebeple, bozukluk her ne derecede olursa olsun, o andan itibaren ilerlemesini durdurmak en akılcı yol olur. Kalbin Korunması yazımızı biraz daha genişletelim sizler için.

İnsanın yaşlılığı, damarlarının sağlık durumuna bağlıdır. Zira vücudun her yerine enerji götüren, oradaki pisliklerin arıtılmasını sağlayan, damarlardır. Beyin açısından da durum böyledir. Beyin sağlıklı ve ölünceye kadar iyi çalışabilmesi, onu besleyen damarların sağlıklı olmasıyla sağlanır. Bu bakımdan damarların tüm yaşam boyu sağlıklı kalmasını temin için ÖNLEYİCİ çarelere daha genç yaşlardan itibaren başvurulmalıdır.

Her organın kaldırabileceği yük nasıl belirli ise, kalbin de fiziki ve ruhi yüklere dayanabileceği bir kapasitesi vardır. Bunun dışına çıkınca kalp, bu yükü taşıyamaz olur. Önceleri çarpıntı, daha sonra hafif ağrılarla haber verir ve daha da sonra kriz ile yükün altında ezildiğini belli eder.

Tavsiye Bağlantı: Safra Kesesi Taşı Belirtileri

Kalbi bedeni ve ruhi yorgunluklarla, taşıyabileceğinden fazlasıyla rahatsız etmemeliyiz. İlk rahatsızlık işaretleri alınınca hemen kalbin bedeni ve ruhi yükü hafifletilmeli, sonra uygun yiyeceklerle bu nazik organın kendi kendini tamir etmesine yardım edilmelidir. Kalp, tüm hayat boyunca hem çalışır, hem de kendi kendini tamir eder. Daha fazla hastalanmadan kalbin kendini toparlaması sağlanmalıdır.

Kalp Hastaları, ne aşırı hareketsiz kalmalı, nede aşırı bedeni-ruhi çalışma yapmalıdırlar.

Kalp hastalarının çoğu, tahminen %85’i, 40-60 yaş arasındaki kimselerdir. Sinir sisteminin en gergin olduğu yaşlardır. Bu yaşlarda bünyede önemli hormonal değişmeler başlar ve bu değişiklikler, kalp ve damarlar üzerinde önemli derecede etkili olurlar.

40-60 yaş, çalışma hayatının en hızlı olduğu dönemdir. Fakat vücudun hassaslaştığı bu dönemde, o kimse daha düzenli çalışmalı, daha az yorulmaya bakmalı ve gücünü tasarruflu kullanmalıdır. Aile ve iş hayatında aşırı yorgunluk, kin, kıskançlık, öfke ve hırs, kalp krizine çanak tutar. Sükunet içerisinde, muntazam bir çalışma düzeni kurulmalıdır. Bu arada işçiler veya sanatkarlar, ya işini değiştirmeli veya mevcut işlerini hafifletme yollarını aramalıdırlar.

Yalnız, kalp hastasıyım diye, tamamen işini bırakmak da olmaz. Sağlığın müsaadesi oranında, yürüyüş, kültür-fizik, açık havada gezinme ve derin derin hava alma şarttır. Ani ve çabuk hareketlerden, acele merdiven çıkmalardan kaçınılmalıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here