Dolaşım Organları

Dolaşım Organlarındaki Bozuklukların Oluş Nedenleri

Dolaşım organlarımız (kalp, damarlar ve kan), sürekli bir şekilde en fazla çalışan, dolayısıyla yıpranan organlarımızdır. Bunlar, hem çalışır ve hem de kendi kendilerini tamir ederler. Yeter ki, sağlıklı bir ortam içerisinde bulunsunlar. Dolaşım organlarımız, iç ve dış etkenlerin tesiriyle çeşitli şekillerde hastalanır ve bozulurlar. Bu etkenlerin başında harici ilanlar gelir. İçteki bozuklukların temelinde de genellikle bu dış etkenler yatar. Dolaşım sistemi denilince; önce kalp, sonra damarlar akla gelir. Kalbimizi yoran ve onun zayıf düşmesine neden olan dış etkenlerin başlıcaları şunlardır:

Dolaşım Organlarındaki Bozuklara Sebep Olan Maddeler

a) Beslenme hataları: Burada önemli olan konu, kalbe zarar veren şeylerin devamlı ve fazla miktarda kullanılmasıdır. Bu durum, kalbi çok müteessir eder ve onun vakitsiz zayıflamasına yol açar. Bunların başlıcaları şunlardır;

– Alkol: Gerek yüksek dereceli içkiler ve gerekse düşük dereceli içkiler, kalp ve kan damarları için zararlıdır. Alkol, kan damarlarının iç tabakasını eriterek kanın damarlardan dokular arasına sızmasına yol açar.

– Alkoloidler: Alkaloid denilince, çay, kahve, kakao ve sigara anlaşılır. Bunlardaki alkaloidler, kalp ve damarlar üzerinde çok fena etki yaparlar. Onları vakitsiz yıpratırlar.

* Bu maddeler, kalbi idare eden sinir sistemini de etkileyerek kalbin çalışma düzenini bozarlar. Böylece aşırı çay, kahve ve sigara içenlerde kalbin çalışma düzeni bozulur. Çarpıntı yapar ve kalp vakitsiz yorulur.

* Ayrıca kahve içerisindeki alkaloid, kandaki kolesterolün damarların iç yüzeyine yapışmasına sebep olur. Böylece damarlar daralarak tansiyon yükselir; dolaşım aksar ve damar sertliği meydana gelir.

* Sigara kanı zehirleyerek kalbin daha fazla çalışmasına ve dolayısıyla yorulmasına yol açar.

Et ve mamülleri: Etler ve bilhassa yağlı etler, kolesterol ihtiva ettikleri için dolaşım sistemi için zararlıdır. Fazladan yenilen et, kanda üre miktarını artırarak kanın temizlenmesi için kalbin daha fazla çalışmasına neden olur.

Bu sebeplerle, etler, iki taraflı zararlı olmaktadır. Orta ve ileri yaşlarda, et miktarı azaltılmalı ve ayrıca etler yağsız yerinden yenilmelidir. Et yerine hayvani protein ihtiyacı süt, süt kesiği, yoğurt, az tuzlu beyaz peynir ve az yumurta ile karşılanmalıdır.

Beyaz ekmek ve şeker: Bunlar, kanın katılaşmasına ve böylece dolaşımının yavaşlamasına neden olurlar. Kalp ve damar daha çok zorlanır. Beyaz ekmek ve şeker fazla yenilen ülkelerde kalp ve damar hastalığı çoktur.

b) Kirli hava ve hava şartları: Çalışma, oturma ve yatma odalarında teneffüs edilen havanın kirli, tozlu ve gazlı olması, kalp ve damar hastalıklarına neden olur. Temiz havada çalışan ve oturanlarda kalp ve damar hastalıkları az olur. Teneffüs edilen hava ne kadar pis ise, kalp o kadar fazla çalışır ve yorulur. Hiç olmazsa sabah-öğle-akşam saatlerinde fırsat buldukça ormanlık, temiz havalı yerlerde gezinilmeli ve derinden hava alarak kanın temizlenmesi sağlanmalıdır.

Sıcaklık, rutubet, esintiler, deniz seviyesi veya yüksek yayla kısacası tüm hava şartları, sağlıklı kişileri etkilediği gibi kalp hastalarını daha çok etkiler. Yatak odasının fazla sıcak olması, kalp hastasını rahatsız eder. Yazın ve kışın kalp hastaları, rahat edebilecekleri yerlerde oturmaya çalışmalıdır.

Tavsiye Bağlantı: Erkeklerde En Sık Görülen Kanser Çeşitleri

c) Sağlıklı bir yaşantının olmaması: Bedenen ve ruhen, planlı ve gücü dahilinde çalışmama, tüm vücudu, bu arada kalbi çok yorar. Bilhassa yemek, uyku ve dinlenme saatleri muntazam olmayan, yeterince uykusunu alamayanlarda kalp rahatsızlıkları çok olur. Erken yatıp, erken kalkmak çok faydalıdır. Gece yarısından önceki bir saatlik uyku, gece yarısından sonraki iki saatlik uykuya bedeldir. Öğle yemeklerinden sonra on dakika uyumak, güne yeniler ve vücudu dinlendirir. Hafta sonu izinleri başka bir yerde bedenen ve ruhen dinlendirici olacak şekilde, geçirilmelidir. Yıllık izinler mutlaka yapılmalıdır. Yaylada olanlar, deniz kenarına, deniz kenarında olanlar da yaylaya çıkmalı; böylece kan değişimi sağlanmalıdır. Yıllık izin 2 kısma bölünüp yarısı yazın yarısı kışın kullanılmalıdır.

Kalp krizi geçirenler veya kalbi zayıf olanlar bir süre uyku kürü tatbik etmelidir. Zira uykusuzluk, kalbi çok etkiler. Genellikle kalp hastalarının tüm sinirleri bozuktur ve sinirler zayıftır. Bunlar, geceleri tam uyumalı, gündüzleri de iki yemek arası saatlerde biraz uyumaya çalışmalıdırlar. Bunun için uyku verici ıhlamur veya benzeri içeceklerden yararlanılır. Asla uyku hapı alınmamalıdır. 2-3 haftalık bir uyku kürü çok fayda sağlar.

d) Şişmanlık: Kalbi yoran en mühim faktörlerden biride şişmanlıktır. Şişmanlar genel olarak kısa ömürlü olurlar. Zira bunların kalbi çok yorulur. (Kalbe fazla yük binmiştir.)

Şişman kimse uzun ve sağlıklı yaşamak isterse normal kilosuna düşmelidir. Bunun için perhiz yapmalıdır. Yalnız perhiz yaparken yine dengeli beslenmeli ve sadece karbonhidratlı gıdalar (ekmek, hamur işleri, şeker) azaltılmalıdır. Bol yürüyüş ve jimnastik yapılmalıdır.

e) Cinsel yaşam: Bazı erkekler, vaktinden önce cinsel iktidarsızlığa düşerler. Bu hâl onların ruhi bunalıma düşmesine, sinirlerinin bozulmasına ve dolayısıyla kalplerinin hastalanmasına yol açar. Vakitsiz cinsel iktidarsızlığa düşenler, önce bunu gidermelidir. O zaman kalp ve sinir hastalıkları kendiliğinden geçer.

f) Ruhi durum: Sinir sisteminin tüm organlar üzerinde olduğu gibi damarlar üzerinde de etkisi fazladır. Damarların çalışmalarını etkiler.

Sinir gerginlikleri ile tansiyonun yakın ilişkisi vardır. Öfke, genel sağlık ve damarlar açısından çok zararlıdır. Zira öfke anında tansiyon çok yükselir. İnsanları ve olayları olduğu gibi kabul edip, kin güdülmemeli ve öfkelenilmemelidir. 35 yaşından itibaren herkes kendine hakim olmayı bilmelidir. Kin ve öfke, insana çok ağır darbe olur. Bu gibi durumlarda insan uyuyamaz olur ve dolayısıyla kalp, zayıf düşer.

Öfke, kavga ve hırçınlık, bednen ve ruhen sağlıklı kişilerde görülmez. Zayıf ve küçüklük hissi olanlarda bu hal görülür. Onlar da bu bozuklukları gidermeye çalışmalıdır. İş hayatında ve evlilik hayatında, ilişkiler samimi ve dengeli olmalıdır. Eşler asla bir birine zıt olmamalı, aksine birbirine destek olmalıdırlar.

Kalp ve damar hastaları, günlük tuz miktarını çok azaltmalı ve fazla tuz ihtiva eden yiyecekler yenilmemelidir. Kalp hastaları günde 1 gram tuz yiyebilirler. Sağlıklı kişilerde bu miktar, 10-15 gramdır. Kalp yetersizliği çekenler; günde 0,5 gram. hatta daha az tuz yemelidirler. Tuzdan maksat, sodyum maddesidir. Çünkü, tuzun esası sodyumdur. Bu arada sodalı sular da (bunlarda da sodyum vardır) kalp hastalarına yasaktır. Tuz, kalp damarlarını sertleştirir, kalp kaslarında fazla suyun tutulmasına yol açar.

Dolaşım Organlarına Zarar Verecek Yiyecekler

Proteinler: Hayvansal proteinler kolesterolce zengindir. Bu nedenle bunların içinde kolesterolü az olan hayvansal proteinler seçilip, bir süre onlar yenilmelidir. 35 gram safi hayvansal protein ihtiyacı, 200 gram et ile karşılanır. Fakat kalp ve damar hastaları, günlük et miktarını çok azaltmalı ve durumlarına göre 50-100 grama indirilmelidir. Kalan kısmını süt, süt kesiği yoğurt ve az tuzlu beyaz peynir ile karşılanmalıdır.

Yağlar: Hayvani yağlar, et içerisinde bile yenilmemelidir. Hayvani yağ olarak taze, tuzsuz tereyağından, hastalığın ağırlık derecesine göre günde 5-20 gram yenilmelidir.

Ayçiçeği, mısır, aspir, haşhaş yağları gibi bitkisel yağlar yenilmeli ve bunlar köy preslerinde ısıtmadan sıkılmış olmalıdır. Isıtılan veya kimyevi yolla elde olunan ve çeşitli kimyevi ve fiziki işlemlerle tutulmuş yağlar, tıbbi önemlerini kaybeder. Yağlar, asla kızartılmamalı ve yemeklere piştikten sonra ateşten indirirken katılmalıdır.

10 gram zeytinyağı içerisine biraz limon sıkarak sabahları kahvaltıda yenir. Bu da soğuk preste sıkılmış ve hiç kimyevi muamele görmemiş olmalıdır. Zeytinyağı, karaciğeri sağlıklı tutarak vücutta kolesterol ayarlanmasını sağlar.

Karbonhidratlar: Bunlar hazımdan sonra şekere dönüşen gıdalardır. Bunlar da yağlardaki kolesterol kadar önemlidirler. Kalp ve damar hastalıkları için en önemli etken, kolesterol ve şekerli gıdalardır. Sağlığa zararlı olan ÇAY ŞEKERİDİR. Bu veya bununla yapılan tatlılar, kalp ve kan damarları için zararlıdır. Çay şekeri, kalp ve damar hastalıklarının olmasına ve ilerlemesine neden olur. Şeker sarfiyatı fazla olan uluslarda ve ailelerde, kalp ve damar hastalığı oranı fazladır. İsrail devleti kurulduktan sonra Yemen’deki Yahudiler oraya göç etmişlerdir. Yemen’e nazaran İsrail’de şeker sarfiyatı adam başına daha fazladır. Birkaç yıl sonra Yemen’den gelen Yahudilerin çoğu kalp ve damar hastası olmuşlardır. Buna karşılık Doğu Afrika’da Samburu kabilesinde insanların gıdasının mühim kısmı yağlı ve sütlü şeylerdir. Bunlarda kalp ve damar hastalığı yok denecek kadar azdır. Amerika’da yapılan incelemelerde, çay ve kahvesine az veya çok şeker koyan şahıslar arasında kalp ve damar hastalıkları farklı oranda görülmüştür. Çay şekerinin fena etkisi şuradan doğmaktadır. Fazla çay şekeri, vücut beslenme dengesini bozmakta ve gıdalardan gelen yağların sindirimini önlemektedir. Böylece fazla miktarda yağ, vücutta kalarak damarların iç yüzeyinde birikmektedir.

Beslenme dengeli olmalı ve vücuda şeker sağlamak için kepekli ekmek, bulgur, pirinç, incir üzüm ve bal gibi gıdalar yenilmelidir. Çay şekeri ve bununla yapılan tatlılar azaltılmalıdır. Kalp ve damar hastaları, sigara ve kahveyi bırakmalıdır. Bu ikisi, kanın içerisindeki zararlı maddelerin damar iç yüzeyinde toplanmasına neden olurlar ve kalp-damar hastalıkları ilerler.

1 Yorum

  1. Canan Karatay’ın da dediği gibi kolesterol kalp sağlığı çok önemli ve dikkat edilmesi gereken bir durum.Canan Karatayı dinleyin ekmek kolesterol et falan tüketmeyin.Bu arada konumuz çok faydalı olmuş başarılarınızın devamını bekliyorum.Sitenizi bundan sonra güncel olarak takip edeceğim

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here